Son Dakika


2026 Dünya Kupasında İspanya ve Arjantin Şampiyonluk İçin Karşı Karşıya Gelecek
İngiltere’de Gençler İçin Yeni Sosyal Medya Düzenlemesi: “Gece Yarısı Kısıtlaması” Geliyor
İnsanlık Tarihinin Kara Lekesi: Srebrenitsa Soykırımı – Asla Unutmadık, Unutturmayacağız!
TVF Spor Lisesi Erkek Voleybol Takımımız Dünya Şampiyonu Oldu
NATO Zirvesi Ankara’da Sona Erdi: Gözler Yayımlanan Ortak Bildiride
Galatasaray’ın FIBA Şampiyonlar Ligi Rakipleri Belli Oldu
İslam inancının temel kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’in Kafirun Suresi’nde yer alan ve inanç özgürlüğünün evrensel sınırlarını belirleyen o ilahi mesaj, toplumsal barışın tesisi için bugün her zamankinden daha fazla idrak edilmelidir.
Allah’u Teala (c.c.) şöyle buyurmaktadır: “Rahmân ve Rahîm olan Allah´ın adıyla, De ki: “Ey Kâfirler!, Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem. Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz. Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim. Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz. Sizin dininiz size, benim dinim de banadır”
Cenab-ı Hak bu ayetlerle inanç hürriyetinin ve karşılıklı saygının evrensel çerçevesini çizmiştir. Bu ifade, sadece bir hoşgörü beyanı değil, aynı zamanda farklı inançlara sahip bireylerin aynı toplum içerisinde barış içinde yaşamalarının temel formülüdür. Ancak günümüzde, özellikle sanatsal gösteri kisvesi altında veya TikTok gibi sosyal medya mecralarında İslam’a, Allah’a (c.c.), Hz. Muhammed’e (s.a.v.) ve inancı gereği başörtüsü kullanan bireylere yönelik artan saldırgan tutumlar, toplumsal huzuru zedeleyen ciddi bir noktaya gelmiştir.
Demokratik ve çoğulcu toplumların en temel taşı, ifade hürriyeti ile inanç hürriyetinin dengeli bir şekilde korunmasıdır. İfade hürriyeti, bir bireyin düşüncelerini açıklama hakkını güvence altına alırken; bu hak, başka bir bireyin veya topluluğun kutsal değerlerine hakaret etme, onları aşağılama veya ötekileştirme hakkını kesinlikle içermez. Hakaret, bir eleştiri veya fikir beyanı değil, aksine toplumsal kutuplaşmayı tetikleyen bir saldırı biçimidir. Sosyal medya platformlarında veya stand-up gösterileri gibi mecralarda, İslam inancına ve tesettürü tercih etmiş kadınlara yönelik sergilenen alaycı tutumlar, özgürlük sınırlarını aşarak doğrudan kişilik haklarına ve inanç özgürlüğüne bir müdahale haline dönüşmektedir.
Herkes haddini bilmelidir; çünkü kişisel veya ideolojik gerekçeler, başkalarının en kutsal değerlerine saldırmayı meşru kılmaz. Günümüzde birçok kullanıcı, TikTok gibi platformlarda İslam’a, Allah’a (c.c.), Kur’an’a ve Peygamber’e yönelik açıkça hakaret içerikli paylaşımlar yapmaktadır. Bu platformlar, denetimsiz bir ortam yaratarak toplumsal barışı tehdit eden nefret söylemlerinin yayılmasına zemin hazırlamaktadır. Bu durum, sadece bireysel bir ifade sorunu değil, kamu düzenini doğrudan ilgilendiren bir toplumsal güvenlik meselesidir. Bu tür platformların Türkiye’de daha sıkı denetlenmesi, gerekirse yasaklanması veya içerik üreticilerinin hukuk önünde hesap vermesi, toplumsal huzurun korunması adına kaçınılmazdır.
Türkiye Cumhuriyeti yasaları, toplumun huzurunu ve inanç hürriyetini koruma altına almıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinin 3. fıkrası, bu konuda çok net bir sınır çizerek halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişilerin, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde cezalandırılacağını hükme bağlamıştır. Sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar “aleniyet” kapsamında değerlendirildiğinden, bu mecralarda dine, Allah’a veya kutsal değerlere yönelik sistematik saldırıların hukuk nezdinde yaptırımı bulunmaktadır. Bu tür içeriklerin toplumu kin ve düşmanlığa sevk etme riski taşıdığı göz önüne alındığında, devletin ilgili kurumlarının bu tür provokatif içeriklere karşı yasaların öngördüğü yaptırımları titizlikle uygulaması, toplumsal barışın korunması adına elzemdir.
Sonuç olarak, Kur’an’ın ortaya koyduğu “Sizin dininiz size, benim dinim bana” prensibi, modern dünyanın “birlikte yaşama kültürü” ile doğrudan örtüşmektedir. Dijital dünyanın getirdiği geniş kitlelere ulaşma imkanı, hiç kimseye başkalarının kutsallarını aşağılama veya hakaret etme hakkı vermez.
Herkesin inancına ve tercihlerine gösterilecek karşılıklı ihtiram, hukuki yaptırımların yanı sıra toplumsal huzurun da yegane anahtarıdır. İnançlara yapılan saldırıların “ifade özgürlüğü” adı altında meşrulaştırılması, toplumsal dokumuza büyük zarar vermekte olup, sağlıklı bir toplum ancak birbirinin değer yargılarına saygı sınırları içerisinde yaklaşan bir yapıda inşa edilebilir.
Ayetullah COŞKUN
Etiketler: Ayetullah COŞKUN » başörtüsüne saygı » birlikte yaşama kültürü » dini değerleri aşağılama suçu » Gazete Kağıthane » ifade özgürlüğü sınırları » inanç özgürlüğü » inanca hakaret yaptırımı » islamofobi ile mücadele » KAFİRUN SURESİ » kafirun suresi » kafirun suresi meali » KAĞITHANE GÜNDEM » Kağıthane Gündem » Kağıthane Haberleri » kutsal değerlere saygı » kutsala saygı ilkesi » Sizin Dininiz Size Benim Dinim Bana » Son Dakika Kağıthane Haber » sosyal medya denetimi » sosyal medya ve din » tck 216 maddesi » tiktok dini paylaşımlar » toplumsal barış ve hoşgörüYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
19 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Eğitim, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
16 Temmuz 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler
15 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler
12 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler