Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Türk dizi sektörünün gelişimi, aşağı yukarı bütün televizyonları istila etmiş vaziyette. Kendi aralarında yarışarak adeta bir “tekelleşme sürecine” girdiler. Son teknolojik imkânlarla çekilen pahalı dizilerin boy gösterdiği bir dönem yaşıyoruz.
Böylesine baskın bir dönemde ortaya çıkıp kaliteli ve meşakkatli bir sinema filmi çekmek, öyle zannedildiği gibi kolay bir iş değildir. Kaliteli bir film çekmek için başta çok para, ekip, plato, prodüksiyon ve araştırma gibi pek çok unsur gerekir; ister de ister… En önemlisi ise cesaret ister.
Bir sinema tutkunu olan usta yönetmen İsmail Güneş, çok zor şartlar altında “toplumsal bir film” çekme cesaretini gösterebiliyorsa, bunu önemsemek gerekir. Hem de doğallığı yansıtma adına; yazı, kışı ve baharı ayrı ayrı bekleyerek, gerçekçi mekânlarda ve zor şartlarda bıkmadan usanmadan uzun bir zamanda çekimlerini gerçekleştirerek şaheser bir film ortaya çıkardığı için kendisini kutlamamız gerekiyor. Böylesine önemli bir eseri ortaya koyduğu için biz de filmi değerlendirmeyi ve kamuoyu ile paylaşmayı bir görev addediyoruz.
İsmail Güneş, idealleri ve amacı olan bir yönetmendir. Bu hedefini geçmişteki filmlerinde de göstermiştir. Bunu; Çizme, Ateşin Düştüğü Yer, The İmam ve Kervan 1915 gibi filmleriyle ispatlamıştır. Şimdi de “Sıvasız Evlerden Biri Kurban” filmiyle toplumsal bir trajediyi ele alıyor.
Türkiye her ne kadar gelişiyor olsa da hâlâ yoksulluğun pençesinde kıvranan milyonlarca insan var… Bu insanların her birinin ayrı hikâyeleri ve dramları vardır. Filmin merkezindeki kahramanın geçim sıkıntısıyla boğuşurken yaşadığı mekânın da eksik ve sıvasız bir ev olduğunu görüyoruz. Kahramanımız, ekonomik zorlukların yanında yalnızlığın ve hastalığın pençesinde bir var olma mücadelesi veriyor.
Tabii bu arada şehit ailelerinin dramları da göz ardı edilmiyor. Zorluklarla boğuşan baba, çatışma bölgesinde asker olan oğluna büyük umutlar bağlar. Ancak oğlu askerde tezkere bırakma (uzman olarak kalma) niyetindedir. Bu durum, babayı daha büyük bir çaresizlik içinde bırakır.
Bu filmde öne çıkan başlığın “Sıvasız Ev” olmasının elbette bir anlamı vardır. Yönetmenin kafasındaki anlamla seyircinin aklındaki anlam elbette aynı değildir. İşte burada seyirciyi düşünmeye sevk etmek ve mekân ile insan arasında bir bağ kurmak amaçlanıyor olabilir.
Platolar ve mekânlar filmin karakterini oluşturur. Aslında bizim coğrafyamızda tabii mekânların güzelliği ve zenginliği oldukça fazladır. Bunu sinema diliyle anlatmak da başlı başına büyük bir ustalık ister. Tabii derdi olan sinemacılar bu güzellikleri fark edebilirler. Bu durumu iyi kavrayan İsmail Güneş, mekâna göre senaryo yazıyor ve mekâna göre film çekiyor.
Böylesine idealist ve gerçekçi bir film kolay çekilmiyor. Büyük bir prodüksiyona ihtiyaç vardır. Bunun için de uygun mekânları, mevsimleri ve yöreyi bulmak; ekibi ve oyuncuları oralara taşımak büyük bir uğraş istiyor. Bunların yanında filmin gerçekçi olması için yaz çekimlerinin ayrı, kış çekimlerinin ayrı zaman dilimlerinde gerçekleşmesi; büyük bir sabır ve azim gerektiriyor.
İnsan idealist olunca bu zorlukların üstesinden gelme cesaretini ve sabrını gösterebiliyor. Yönetmen, bütün bu zorlukların üstesinden gelebilmek için beş sene bu işin peşini kovalıyor. Sonunda Sıvasız Evlerden Biri-Kurban adlı sinema eseri ortaya çıkıyor.
Milliyetçi-muhafazakâr kesimde İsmail Güneş’in sinema dilinin ayrı bir yeri vardır. Görsellik ve simgesel anlatım ön plandadır. Filmlerinde diyaloğa dayanan vaaz ve nasihatler pek yoktur. Oyuncunun vereceği mesajları, görüntülerle seyirciye söyletir.
Filmlerindeki gelişmelerin akışı, heyecan ve merak duygusu içinde, seyirci fark etmeden bir istikamete doğru ilerler. Filmin kahramanıyla bütünleşen seyirci, sonunda kahramanıyla ya sevinir ya da üzülür. Vatan sevgisi ve bayrak aşkı, slogana dayalı diyaloglar yerine görselliklerle öne çıkar. Ne anlatmak istediğini kelimelerle değil, görüntülerin gücüyle anlatır.
Filmin Kısa Özeti:
Astım hastası olan İbrahim, köhnemiş eski bir köy evinde bacakları kötürüm babası İsmail ile yaşamaktadır. Parasızlık yüzünden eşiyle arası bozulmuştur; kendisine, kızına bir okul defteri bile alamayacak durumdadır. Babasının yaşlılık maaşını almak için gittikleri bankada, kimliği olmadığı için parayı çekemezler. O sırada yanlarında kalp krizi geçiren birinin elindeki yüklü miktarda para dolu poşet, yaşanan karmaşada fark edilmeden sepetlerine düşer ve yanlışlıkla eve getirirler.
İbrahim, yanlışlıkla bulduğu paraları ne yapacağını bilemez, geceleri kâbuslar görmeye başlar. Bir yanda yoksulluk, bir yanda çatışma bölgesinde olduğu için hayati tehlikesi bulunan askerdeki oğlu, diğer yanda ise onu ömür boyu geçindirecek miktarda para… Ancak vicdanı yakasını bırakmaz. Sonunda paraları karakola götürüp teslim eder.
Kısaca; “Sıvasız Evlerden Biri Kurban” filmi; İbrahim’in, babasının ve askerdeki oğlunun dramatik hikâyesidir.
Sıvasız Evlerden Biri Kurban Filmi Fragman:
Mustafa K. TOPALOĞLU
Araştırmacı-Eğitimci
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler