Son Dakika


Modern dünyanın hızı ve değişen değer yargıları, insanlığın binlerce yıldır koruduğu en temel yapı taşı olan aileyi yeni bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Ekonomik kaygılardan kültürel erozyona, bireyselleşme arzusundan toplumsal cinsiyet tartışmalarına kadar pek çok unsur, aile kurumunun tanımını kökten değiştiriyor.
Peki, yaşadığımız bu dönüşüm gerçekten bir “gelişim” mi, yoksa farkında olmadan kendi kalemizi mi yıkıyoruz? Uluslararası Eğitim ve Toplum Akademisi Kurucu Başkanı, Eğitimci Yazar ve Sosyolog Engin Gültekin, son kaleme aldığı yazısında, ailenin zayıflamasının ardındaki zihinsel süreci ve bu gidişatın toplumun geleceği üzerindeki olası etkilerini çarpıcı bir dille ele alıyor.
“KALE’NİN YIKILMASI AN MESELESİ” başlığıyla kaleme alınan bu yazı, sadece bir durumu tespit etmekle kalmıyor; aynı zamanda fıtrata dönüşün ve değerleri yeniden inşa etmenin bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu hatırlatıyor.
İşte Engin Gültekin’in dikkat çeken o değerlendirmesi:
KALE’NİN YIKILMASI AN MESELESİ
Ailenin dağılması tesadüf değildir. Bugün yaşanan kriz sadece ekonomik şartların, teknolojinin veya modern hayatın doğal bir sonucu değildir. Bu süreç, yıllardır adım adım yürütülen zihinsel, kültürel ve sosyal bir dönüşümün neticesidir.
Önce kadın ile erkek arasındaki fıtrî farklılıklar “eşitsizlik” olarak gösterildi. Ardından aile; fedakârlık, sorumluluk ve sadakat temelli bir kurum olmaktan çıkarılıp bireysel hazların önünde bir engel gibi sunuldu.
Anne olmak küçümsendi, babalık otoritesi değersizleştirildi. Erkek sürekli suçlanan, kadın ise sürekli mağdur gösterilen bir dil üretildi. Sonuçta kadın da erkek de kendi yaratılışından uzaklaştırıldı.
Bugün boşanmaların artması, evlilik yaşının yükselmesi, doğum oranlarının düşmesi, gençlerin aile kurmaktan korkması ve LGBT gibi akımların yayılması birbirinden bağımsız değildir. Bunların tamamı, aileyi zayıflatan aynı zihniyetin ürünüdür.
Çünkü güçlü aile, güçlü toplum demektir. Aile yıkıldığında sadece bir ev dağılmaz; ahlak, aidiyet, merhamet ve nesil güvenliği de çöker.
Batı bugün bunun ağır bedelini ödüyor. Yalnızlaşmış insanlar, çöken nüfus yapısı, kimlik bunalımı yaşayan nesiller ve parçalanmış toplumlar bunun sonucudur.
Ne yazık ki aynı proje bugün bizim toplumumuza da uygulanmaktadır.
Çözüm ise fıtrata dönmektir: Kadın ile erkeği çatıştıran değil, tamamlayan bir anlayışa dönmek, aileyi yük değil nimet görmek, anneliği ve babalığı yeniden yüceltmek, adalet, merhamet, iffet ve sorumluluk temelli bir aile düzenini yeniden inşa etmektir. Çünkü aile, elimizde kalan son kaledir. O kale düşerse toplumun ayakta kalması çok zor olacaktır.
Eğer bu kalenin kaybedilmemesi için cansiperane savaşacak, kaleyi koruyacak erler olmazsa kalenin kaybedilmesi an meselesidir.
Hasbahçe Gazetesi / Haber Merkezi
Etiketler: Aile » aile bilinci » aile birliği » Aile Değerleri » Aile Eğitimi » aile kurumunun önemi » aile temelli toplum » Aile ve Toplum » Aile Yapısı » aile yıkımı » Eğitimci Yazar ve Sosyolog Engin Gültekin » engin gültekin » ENGİN GÜLTEKİN » engin gültekin kimdir » engin gültekin yazıları » fıtrat » geleneksel aile » MEVA Okulları Kurucu Müdür » sosyal değişim » Toplumsal Dönüşüm » toplumsal yozlaşma » Uluslararası Eğitim ve Toplum Akademisi Kurucu Başkanı » Yalova Üniversitesi İslami İlimler FakültesiYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER