Son Dakika


BU YÜZYIL AF DİLEME YÜZYILIDIR
Ümmetin Yiğit Evladı Aliya İzzetbegoviç’i Vefatının 23. Yılında Rahmetle Anıyoruz
Bizim de Suçumuz Var
AZERBAYCAN’DAN TÜRKİYE’YE İNANÇ HÜRRİYETİNİN EVRENSEL SINAVI
Bir Başörtüsünden Fazlası Var, Bilesin Azerbaycan
FIRTINA VE KARTAL’IN AVRUPA ZAFERLERİNDEN PAZARTESİ DERBİSİNE…
Millet olarak güne büyük bir umutla, sabahın 07.00’sinde ekran karşısına geçerek başladık. ABD ile aramızdaki 10 saatlik zaman farkı nedeniyle biz çaylarımızla güne yeni başlarken, millilerimiz BC Place Stadyumu’nun ışıkları altında sahaya çıkıyordu. Ancak 24 yıl sonra -ki dün sahada hayranlıkla izlemeyi beklediğimiz Arda ve Kenan o büyük 2002 başarısında henüz doğmamıştı bile- Dünya Kupası sahnesine dönen milli takımımız, adeta jet-lag etkisinden kurtulamamış, sabah uykusundan uyanamamış bir görüntü sergiledi. Sahadaki reaksiyonsuzluk, fiziksel olarak ezilmemiz ve en önemlisi taktiksel çaresizliğimiz, erken saatte ekran başına geçen tüm ülkeye adeta soğuk duş aldırdı.
Montella’nın Çaresizliği ve Taktiksel Tıkanıklık
Teknik direktör Vincenzo Montella, bugünkü stratejik esneklik savaşında sınıfta kalmıştır. Avustralya’nın atletik yapısını, orta sahayı kilitleyen kompakt presini bilerek sahaya hiçbir “B planı” üretmeden çıkmak bu seviyede intihardır. Rakip, topu bilerek bize bıraktı ve bizi kendi yarı alanımızda ağır paslar yapmaya zorladı. Biz ise kaptığımız toplarla dikine oynamak yerine yana ve geriye yavaş paslar yaparak onların savunmada yerleşmesine adeta zaman tanıdık.
Hakan Çalhanoğlu’nun derine inip oyun kurma çabaları, Avustralya orta sahasında Connor Metcalfe ve Aiden O’Neill’ın kurduğu pres havuzunda erirken Montella oyunu sadece izledi. Takım sahada organize bir şekilde hat kıramadı, çünkü oyuncuların birbirine olan mesafesi ve bloklar arası kopukluk modern futbol doğrularının çok uzağındaydı. İlk yarıda Barış Alper Yılmaz’ın sahada kaybolduğu ve takımın ileride top tutamadığı gün gibi ortadayken, hamlelerin ikinci yarıda çok geç gelmesi reaksiyon gücümüzü sıfırladı.
Sahadaki ayaklara baktığımızda en büyük problemin fiziksel temas korkusu ve dönen topları rakibe ikram etmek olduğunu gördük. Merih Demiral ve Abdülkerim Bardakcı tandeminin uyumsuzluğu, özellikle hızlı hücum geçişlerinde ciddi açıklar verdi. Maçın henüz 27. dakikasında Nestory Irankunda’nın attığı ilk golde savunma yerleşimimiz ve arkaya atılan toptaki kademe hatamız, konsantrasyonun henüz turnuva moduna girmediğinin en net kanıtıydı. Ağır kalan savunma hattımız, rakibin atletik forvetleri karşısında tüm maç boyunca alarm verdi.
Orta sahada ise tam bir yaratıcılık krizi yaşandı. Arda Güler, kalitesini birkaç pozisyonda göstermeye çalışsa da rakibin sert ikili, üçlü sıkıştırmaları arasında yalnız bırakıldı. Takım arkadaşları ona yaklaşarak birer pas istasyonu oluşturamadı ve genç yetenek sahada adeta yalnızlığa terk edildi. Çizgide Kerem Aktürkoğlu ve Barış Alper Yılmaz, bek desteğinin hücumda doğru konumlanamaması yüzünden verimli alanlara sızamadı. Ferdi Kadıoğlu ve Zeki Çelik’in kanat bindirmelerinde geç kalması, dikine oynayıp rakip savunmanın dengesini bozmamızı tamamen engelledi.
Set Oyununda Sınıfta Kaldık
Bu sabah izlediğimiz futbol, geçiş oyununu ezberlemiş bir takımın, katı savunma yapan bir rakibe karşı set hücumu yapamadığında nasıl çaresiz kaldığının resmiydi. Avustralya fiziksel güçle merkezi kapatınca üretkenlik krizine girdik. Tempoyu ayarlayamadık, pas hızını ve şiddetini bir türlü yukarı çekemedik. Kulübeden giren Kenan Yıldız hamlesi bile sahada rollerin doğru belirlenememesi ve yaşanan kaotik yerleşim içinde eridi gitti. Sahada ne oynadığını bilen bir takımdan ziyade, birisi bireysel yetenekle bir şeyler yapsın diye bekleyen dağınık bir oyuncu grubu izledik.
Takımın ceza sahası çevresinde üçüncü bölge üretkenliği sıfıra yakındı. Dikine oynamak yerine yana oynamayı tercih edince Avustralya savunması her seferinde kolayca yerleşti. 75. dakikada orta sahada kaptırdığımız basit bir topun ardından yediğimiz Connor Metcalfe’nin golü ise dünkü disiplinsizliğin ve sahipsiz topları toplayamamamızın adeta cezası oldu.
Bu Uykudan Hemen Uyanmalıyız
Dünya Kupası gibi kısa turnuvalarda ilk maçlar her zaman zordur ancak bu kadar teslimiyetçi, isyan etmeyen bir oyun kabul edilemez. Bu jenerasyonun potansiyeli dünkü tabelanın çok daha üzerinde. Şimdi Montella ve öğrencileri için bu şoku atlatma ve radikal kararlar alma zamanı.
Önümüzdeki Paraguay karşılaşması, bizim için sadece bir puan mücadelesi değil, bu turnuvadaki varoluş savaşımız olacaktır. Erken saatte bu takıma kalbini açan taraftara, çok daha dirençli ve ne oynadığını bilen bir takım izletmek bu teknik heyetin ve futbolcuların borcudur.
Sahada yürüyen değil, isyan eden bir milli takım görmek en büyük hakkımız.
Mehmet Ali ÇELEBİ
Etiketler: 2026 Dünya Kupası » a milli takım mağlubiyet » arda güler dünya kupası » avustralya türkiye maçı 2-0 » dünkü milli maç yorumları » dünya kupası spor yorumu » hakan çalhanoğlu dünya kupası » milli takım dünya kupası » milli takım taktik analizi » türkiye avustralya analizi » türkiye avustralya maçı » türkiye avustralya özet » türkiye dünya kupasına kötü başladı » türkiye paraguay maçı » vizenzo montella eleştiriYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
20 Ekim 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler
20 Ekim 2026 Bilim ve Teknoloji, Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tarih, Tüm Manşetler
19 Ekim 2026 Din ve Yaşam, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler
19 Ekim 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Siyaset, Tüm Manşetler