Son Dakika


Türkiye son bir aydır adeta trambolinde zıplayan bir profesyonel sporcu gibi davranıyor.
Neden mi böyle bir benzetmede bulunduk?
Zira bu son bir ayda 32 Batılı ülkenin katılımı ile 36. NATO toplantısına ev sahipliği yaptı. Liderlerin mehteran ile karşılanmasından tutun toplantı organizasyonuna, yerli ve milli üretim savunma sanayi ürünlerinin tanıtımından Batılı liderlerin uğurlama ve hediye törenine kadar Türkiye’nin anlamlı mesajlarını içeren bugüne kadar yapılan en başarılı organizasyon oldu.
Perde arkasında birçok basın ve savunma analisti Türkiye’nin organizasyon, hazırlık, teşkilatlanma hususunda çok profesyonel olduğunu, kurmay aklın ve devlet aklının şahane entegrasyonuna şahit olduklarını dile getirdiler. Özetle NATO içerisinde en hazırlıklı ülkenin Türkiye olduğu su götürmez bir gerçek olarak bir kez daha görüldü.
Son birkaç ay içerisinde TUSAŞ, ASELSAN gibi gözbebeklerimizden muazzam adetlerde yüksek nitelikli füze, hava savunma sistemi ve insansız araç teslimi ordumuzun envanterine dahil edildi.
Ülkemiz gündemi ana muhalefetin boşluğu ve bölünme gündemi ile meşgul iken dünyanın birçok devleti bu gelişmeleri çok yakından takip etti; İsrail, Fransa, Ermenistan, Yunanistan, İngiltere, Almanya, İtalya, Çin ve Hindistan basınları günlerce bu sistemleri haber konusu yaptı.
Hürmüz hattında ABD’nin kanatlarına sığınan körfez aşiret devletçikleri İran füzeleri karşısında çaresiz kalarak körfezde “gerçek caydırıcı askeri güç” arayışına itildi. Suudi Arabistan gibi ekonomisi güçlü olan bir ülke, Pakistan gibi nükleere sahip tek Müslüman ülke ve yüksek teknoloji ile devasa bir orduya sahip Türkiye yeni bir oyun kurucu güç olarak sahneye çıktı.
Kıblemiz Kabe’nin bulunduğu Mekke şehrinde imzalanan savunma anlaşması, 3 ülkenin düşman tehdidine karşı ortak savunma stratejisini içeren İslam’da “ittifak” yani birlik olma kavramının vücut bulmuş hali olarak ortaya çıktı. Üstelik İslam ülkelerinin katılımına açık bir savunma anlaşması olması nedeniyle yakın zamanda Mısır, Suriye, Katar gibi ülkelerin de katılması bekleniyor.
Kim bilir bir kez gün Türkiye’nin daveti ile Turan ülkeleri de bu birliğe dahil olur.
Mekke İttifakı’nda kurucu üç ülkenin de farklı perspektiflerden düşmanları bulunmakla beraber caydırıcılık unsuru en az üç kat daha artmış durumdadır. Pakistan’ın en büyük düşmanı sınır komşusu Hindistan iken Suudi Arabistan’ın İran, Yemen Husî güçleri ve Irak Haşdi Şabi milisleridir. Türkiye’nin ise Yunanistan’ın yanı sıra en büyük düşmanı bölgede İsrail’dir.
Esasında kurucu üç ülke ile beraber Orta Doğu ve kuzeybatı Afrika halklarının en büyük düşmanı İsrail’dir. Nasıl ki Rusya’nın desteğini kaybeden Ermenistan, Azerbaycan karşısında Karabağ konusunda yalnız kaldıysa İsrail’in de ABD’nin sınırsız desteği karşısında yalnız kalacağı aşikardır.
Zira Netanyahu’nun sürekli ABD yönetiminin kapısını “ille de savaş isterim” diyerek her defasında aşındırması ABD yönetimini bıkkınlık derecesine getirmiş durumdadır. ABD’nin İsrail’e Lübnan’da işgal ettiği topraklardan çık demesine itiraz edip kabul etmeyişi, ABD’nin hazırladığı 15 maddelik Gazze barış planını İsrail yönetiminin reddetmesi, uyarılmalarına rağmen Suriye’de ara sıra Şam yönetimine saldırmaları, ABD yönetimi İran ile savaş bitti demesine rağmen İsrail’in İran’a karşı tek başına saldırı planı hazırlaması, şımarık çocuk gibi davranan İsrail yönetiminin ABD’nin sınırsız desteğinin yok olarak kısmi desteğe dönüşmesinin yakın olduğunu göstermektedir.
Bilin ki eğer Mekke anlaşmasının katılımcı üyeleri artarsa bu durum, İsrail’e karşı diş bileyen körfez ve Orta Doğu ülkelerinin İsrail nefreti sayesinde olacaktır.
Lokma ne kadar büyükse çiğnemesi de o kadar güç olur. Bu durumda ne ABD ne de başka bir güç İsrail’in yanında olabilir.
Başta dediğimiz gibi Türkiye trambolinde zıplayan profesyonel bir oyuncu gibi ilerliyor. Yapılan her hamle bir sonraki asrı şekillendirecek Türkiye için bir adımdır.
Biz her ne kadar ülke iç gündemimizi yeni partiler ile meşgul etsek de Türkiye ve dünya hızla değişiyor. Zalimlerin kalplerine korku, ellerine kelepçe, ayaklarına pranga atılacak günler yaklaşıyor.
Selam ve dua ile.
Yavuz ARSLAN
Etiketler: bölgesel askeri güç » bölgesel caydırıcılık » İslam ülkeleri ittifakı » İsrail ABD ilişkileri » Mekke İttifakı nedir » NATO toplantısı Türkiye » Orta Doğu yeni düzen » savunma stratejileri analizi » stratejik oyun kurucu » Türkiye Dış Politikası » Türkiye Pakistan Suudi Arabistan » Türkiye savunma sanayi » Türkiye yükselen güç » Yavuz Arslan » Yavuz Arslan yazıları » yerli milli savunmaYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER