Son Dakika


MU’DAN DÜNYAYA: KAYIP YAZININ VE 4 KOL TÜRK GÖÇÜNÜN GERÇEK SAHİPLERİ
Filenin Sultanları Sırbistan’ı Geçerek Avrupa Şampiyonası’nda Finale Yükseldi
Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Yıl 1975, 20 Ocak ASALA örgütünün kuruluş tarihi. Bu bir Ermeni örgütü değil mi? Normalde adres Ermenistan olmalıydı. Oysa bu örgüt Lübnan’da kuruldu. Papa Hazretleri’nin ikinci ziyaret durağı? Bekleyin, çok daha önemli gerçekler yazacağım. Peki, bunları kim eğitti?
Filistin Kurtuluş Örgütü’nden Abu Nidal grubu ASALA’yı destekledi. Filistinli George Habbas’ın grubu da ASALA militanlarını eğitti. Herkes her şeyi bir kere daha düşünsün istediğim için bunları yazıyorum.
Aynı yıl, Türkiye’de PKK örgütü kuruldu. Önce 1973’teki Çubuk Toplantısı, ardından ikinci önemli ve başlangıç toplantısı Ekim 1975’te Ankara’da Dikmen semtindeki bir evde kuruldu. Bu evde ilk yazılı metinleri olan 68 sayfalık broşürü Apo ve diğer PKK’lı Hayri Durmuş hem yazdılar hem okudular. 1975 sonunda Dikmen’de bir toplantı daha yapıldı ve taşraya gidecekler için görevlendirmeler yapıldı.
Abdullah Öcalan, Cemil Bayık, Şahin Dönmez, A. Haydar Kaytan, Musa Erdoğan, Mesire Yıldırım (Apo’nun eşinin babası o tarihte MİT’te önemli bir konumdaydı), Turgut Çetineren, İsmet Kılıç ve 12 kişi daha.
Apocular, Ulusalcılar, Kürdistan Devrimcileri gibi isimlerle faaliyetleri oldu. 27 Kasım 1978’de Apocular, Diyarbakır’ın Lice ilçesinin Ziyaret (Fis) köyünde toplandılar ve PKK adıyla bir parti kurdular ve Apo örgütün Genel Sekreteri oldu. Ve örgütün manifestosu yazıldı.
Sorulması gereken bir soru var. Ben sorayım: Neden hem ASALA hem de PKK 1975 yılında art arda kuruldu?
Çünkü 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrası Büyük Abi dedi ki: “Bu adamlar bu yokluk ve zorluk içinde de olsa her şeyi göze alıp böyle bir askerî harekâtı yapabiliyor. O zaman acil diğer planları devreye almak gerekiyor” dedi ve bu iki kahrolası örgütü devreye soktular. Yani işin içinde ne insan hakları ne de demokrasicilik oyunu vardı. Tamamen Türkiye Cumhuriyeti’nin yaşamsal alanına saldırı ile bölmek ve küçültme operasyonudur.
Konu uzun, belki yüzlerce sayfa yazabilirim. Lakin buna gerek kalmadı. ABD Büyükelçisi iki gün önce Yunanistan’da bir gazeteye verdiği demeçte “Biz buralarda İsrail’den başka ulus devlet istemiyoruz.” Demek ki bunlar bu planın bir parçası. Başka söze gerek yok artık. Allah (c.c.) sonumuzu hayır eylesin.
1947’den itibaren 1966’da son noktası konulan ve ardından Çatı Anlaşma ile bağlanan ABD ve Türkiye arasındaki anlaşmalar ne içeriyor, kimse bilmiyor. Dolayısıyla millî miyiz veya neyiz, kimse bilmiyor. Ancak Büyük Abi’ye bir hatırlatma yapayım: Sen gel bu ASİL TÜRKLERİ yok sayma. Bu herkesin çıkarınadır. Niye biliyor musun? Dün birini satan, yarın da seni satar.
Necati YÜZÜAK
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
06 Eylül 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tarih, Tüm Manşetler
05 Eylül 2026 Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Nereye Gitsem, Tüm Manşetler
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler