Son Dakika


2026 Dünya Kupasında İspanya ve Arjantin Şampiyonluk İçin Karşı Karşıya Gelecek
İngiltere’de Gençler İçin Yeni Sosyal Medya Düzenlemesi: “Gece Yarısı Kısıtlaması” Geliyor
İnsanlık Tarihinin Kara Lekesi: Srebrenitsa Soykırımı – Asla Unutmadık, Unutturmayacağız!
TVF Spor Lisesi Erkek Voleybol Takımımız Dünya Şampiyonu Oldu
NATO Zirvesi Ankara’da Sona Erdi: Gözler Yayımlanan Ortak Bildiride
Galatasaray’ın FIBA Şampiyonlar Ligi Rakipleri Belli Oldu
Bir yargılama ve infaz biçimi/ürünü olarak umut hakkı; masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi temel bir ceza yargılaması ilkesidir. Terminolojik açıdan; kişinin yargılandığı esnada isnat edilen suç türü ne olursa olsun, ceza alt ve üst sınırı, suçun kategorisi ve kime karşı işlendiği fark etmeksizin, yargılama aşamasında veya sonrasında infaz süresinin herhangi bir zamanında tahliye edilebileceğini bilme hakkıdır. Bir hak biçimi olmasından dolayı, sanık için sonucun muhakkak uygulanması değil, bu hakkın hukuken doğmuş olması aranmaktadır.
Bizim yargı sistemimizde her ne kadar Cumhurbaşkanı affı gibi istisnai af çeşitleri olsa da, AİHM’ye göre af, umut hakkının yerine geçemez ve onun muadili olamaz. Zira af; sürpriz ve beklenmedik bir uygulamadır. Af bir sonuç doğurur; ancak umut hakkı için sanığın infaz esnasındaki elem ve ıstırabını hafifletmek adına dahi olsa bir gün günlük hayata kavuşabileceğine dair yasal bir düzenlemenin ve sistemin var olması, belirli periyotlarla başvuru ve yeniden değerlendirme yapılabiliyor olması gerekmektedir. Bir diğer deyişle sanık; ceza ve infaz düzenlemesi itibarıyla soruşturma ve kovuşturma aşamasından infazın tamamlanacağı son güne değin, her aşamada sistemleşmiş bir zeminde hak arayabiliyor ve buna bağlı olarak umut edebiliyor olmalıdır.
AİHM’nin temel aldığı kriter; insan olmaktan kaynaklanan temel haklar gereği kişinin bir gün hürriyetine kavuşabileceği inancını taşıyabiliyor olması ve dolayısıyla insanlık dışı ile onur kırıcı muamele yasağının ihlal edilmemesidir. Sanık, yargılama ve cezanın her aşamasında umut hakkını kullanarak gerekli başvuruları yapmış ve gerekli değerlendirmeler yapılmış olmasına rağmen yine de tahliye edilmeyebilir ve ömrünü ceza infaz kurumunda tamamlayabilir. Bu durum umut hakkına aykırı değildir; çünkü umut hakkı yasal bir düzenleme ve hak tanımı olup mutlak bir sonuç vadetmez.
Kanaatimizce, her ne kadar hukuk sistemimizde bulunmamasına rağmen AİHM, Öcalan hakkında umut hakkının ihlal edildiği sonucuna defaten varmışsa da, kişiye özgü suç, ceza ve infaz düzenlemesi yapılamaz. Bu durum “suç ve cezada adalet” ilkesi ile çelişki oluşturur. Kaldı ki yasal düzenlememiz karşısında Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi isimlerin durumları aynı olmakla beraber; bu hak, devlete karşı suç işleyen Fethullah Gülen ya da müstakbel dönemdeki farklı isimler için de geçerli olabilecektir. Ceza ve infaz hükümleri herkes için geçerlidir ve uygulanır. Bu bakımdan bir infaz düzenlemesi olarak umut hakkının kişi bazlı değil, herkes için genel olarak düzenlenmesi büyük önem taşımaktadır.
Umut hakkı ilk defa Vinter kararıyla gündeme gelmiştir. AİHM Büyük Daire, 09.07.2013 tarihli Vinter ve Diğerleri & Birleşik Krallık kararında hükümlünün umut hakkının varlığını tespit ederek; cezaevine girmesinden itibaren 25 yıl geçmeden tahliye edilip edilmeyeceğinin idari veya yargısal bir kurum tarafından değerlendirilmesi tavsiyesinde bulunmuştur. AİHM, Vinter kararında prensip olarak “indirilebilir” nitelikte olmayan müebbet hapis cezalarının, AİHS m. 3 gereği işkence yasağını ihlal ettiğini tespit etmiştir.
Müebbet hapis cezasının indirilebilir nitelikte olabilmesi için; infaz aşamasında hükümlünün koşullu salıverilme imkanının bulunması, cezanın hafifletilmesi veya başka bir cezaya dönüşebilmesi gerekir. Bir müebbet veya ağırlaştırılmış hapis cezası, cezaevinde ömür boyu infaz edilecek nitelikteyse “indirilebilir olmayan” bir cezadır ve bu cezaların AİHS m. 3 uyarınca işkence yasağını ihlal ettiği Vinter kararında açıkça vurgulanmıştır.
Bir ceza açısından umut hakkının tanındığının kabul edilebilmesi için mahkemenin hüküm kurduğu anda cezanın indirilebilir nitelikte olması gerekir. Eğer hükmün kurulduğu anda ceza indirilebilir nitelikte değilse, daha o aşamada umut hakkı ihlal edilmiş olur. Yani umut hakkı, gündem zeminini oluşturan ilk kararda da sonradan yapılacak bir düzenlemeden bahsetmemekte; sanığın resen ve sistemleşmiş şekilde her aşamada başvuru ile tekrar değerlendirme imkanı bulunduğunu bilmesini esas almaktadır.
Av. Büşra BULUT
Etiketler: Adil Yargılanma Hakkı » ağırlaştırılmış müebbet » AİHM Kararları » Av. Büşra BULUT » Büşra BULUT » Büşra Bulut Kimdir » Ceza Hukuku İlkeleri » Hukukta Eşitlik İlkesi » İndirilebilir Cezalar » İnfaz Hukuku » İnsan Hakları » İşkence ve Kötü Muamele Yasağı » Koşullu Salıverilme » Müebbet Hapis Cezası » Türk Yargı Sistemi » Umut Hakkı » Vinter ve Diğerleri Kararı » Yeniden Değerlendirme Hakkı.Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
19 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Eğitim, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
16 Temmuz 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler
16 Temmuz 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Sivil Toplum, Siyaset, Tarih, Tüm Manşetler
15 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler