Son Dakika


İslam dininde her surenin kendine has bir manevi derinliği ve fazileti bulunur. Kur’an-ı Kerim’in 56. suresi olan Vakıa Suresi de bu surelerden biridir ve özellikle bereket, zenginlik ve rızık kapılarının açılmasıyla ilişkilendirilir. Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bu sureye olan özel vurgusu, Müslümanlar arasında ona ayrı bir önem kazandırmıştır.
Vakıa Suresi’nin Anlamı ve İçeriği
“Vakıa” kelimesi, “olay”, “gerçekleşecek olan” anlamına gelir ve kıyamet gününü ifade eder. Sure, kıyamet gününün dehşet verici olaylarını, insanların üç ana gruba ayrılışını (sağ taraftakiler, sol taraftakiler ve öne geçenler) ve bu grupların ahiretteki hallerini ayrıntılı bir şekilde anlatır. Ayrıca, Allah’ın kudretini ve kainattaki muhteşem yaratılışı anlatan ayetlerle, inananları düşünmeye ve ibret almaya davet eder.
Faziletleri ve Okumanın Önemi
Vakıa Suresi’nin fazileti hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. En bilinen rivayetlerden biri, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Kim her gece Vakıa Suresi’ni okursa, ona fakirlik dokunmaz” buyurmasıdır. Bu hadis, surenin maddi ve manevi bereket getirdiğine, rızkın artmasına vesile olduğuna dair yaygın bir inanışın kaynağı olmuştur.
Vakıa Suresi’ni düzenli olarak okumak:
Neden Her Gece Okunmalı?
Hz. Peygamber’in tavsiyesine uyarak surenin her gece okunması, bir yandan bu dünyada bereket ve bolluk talep etmenin bir yolu olurken, diğer yandan da ahireti hatırlatır. Böylece, Müslüman hem dünya hayatını dengelemiş hem de ebedi hayatı için hazırlık yapmış olur. Vakıa Suresi, inananlar için sadece bir maddi zenginlik vesilesi değil, aynı zamanda kıyamet gerçeğini hatırlatan ve dünya malına aşırı düşkünlükten alıkoyan güçlü bir manevi hatırlatıcıdır.
Kur’an-ı Kerim’in 56. suresi olan Vakıa Suresi, Mekke döneminde indirilmiştir ve 96 ayetten oluşur. Surenin ana teması, kıyamet günü ve o gün insanların karşılaşacağı durumlar, cennetlikler ve cehennemliklerin akıbetleridir.
Vakıa Suresi Arapça:




İşte Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hazırladığı meale göre Vakıa Suresi’nin manası:
Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.
1. Kıyamet koptuğu zaman,
2. Ki onun oluşunu yalanlayacak hiçbir kimse yoktur;
3. O, alçaltıcı, yükselticidir.
4. Yer şiddetle sarsıldığı,
5. Dağlar parçalandığı,
6. Dağılıp toz duman haline geldiği,
7. Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman,
8. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!
9. Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar!
10. (Hayırda) önde olanlar, (ecirde de) öndedirler.
11. İşte bunlar, (Allah’a) en yakın olanlardır,
12. Naîm cennetlerinde .
13. (Onların) çoğu önceki ümmetlerden,
14. Birazı da sonrakilerdendir.
15. Cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler,
16. Onların üzerlerinde karşılıklı olarak oturup yaslanırlar.
17. Çevrelerinde, (hizmet için) ölümsüz gençler dolaşır;
18. Maîn çeşmesinden doldurulmuş testiler, ibrikler ve kadehlerle.
19. Bu şaraptan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
20. (Onlara) beğendikleri meyveler,
21. Canlarının çektiği kuş etleri,
22. İri gözlü hûriler,
23. Saklı inciler gibi.
24. Yaptıklarına karşılık olarak (verilir).
25. Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
26. Söylenen, yalnızca “selâm, selâm” dır.
27. Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere!
28. Düzgün kiraz ağacı,
29. Meyveleri salkım salkım dizili muz ağaçları,
30. Uzamış gölgeler,
31. Çağlayarak akan sular,
32. Sayısız meyveler içindedirler;
33. Tükenmeyen ve yasaklanmayan.
34. Ve kabartılmış döşekler üstündedirler.
35. Gerçekten biz hûrileri apayrı biçimde yeni yarattık.
36. Onları, bâkireler kıldık.
37. Eşlerine düşkün ve yaşıt.
38. Bütün bunlar sağdakiler içindir..
39. Bunların birçoğu önceki ümmetlerdendir.
40. Birçoğu da sonrakilerdendir.
41. Soldakiler; ne yazık o soldakilere!
42. İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde,
43. Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar;
44. Serin ve hoş olmayan.
45. Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefahete dalmışlardı.
46. Büyük günahı işlemekte direnir dururlardı.
47. Ve diyorlardı ki: Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?
48. Önceki atalarımız da mı?
49. De ki: Hem öncekiler hem de sonrakiler,
50. Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır!
51. Sonra siz ey sapıklar, yalancılar!
52. Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.
53. Karınlarınızı ondan dolduracaksınız.
54. Üstüne de kaynar sudan içeceksiniz.
55. Susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.
56. İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur!
57. Sizi biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi?
58. Söyleyin öyleyse, (rahimlere) döktüğünüz meni nedir?
59. Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?
60. Aranızda ölümü takdir eden biziz. Ve biz, önüne geçilebileceklerden değiliz.
61. Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (ölümü takdir ettik).
62. Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
63. Şimdi bana, ektiğinizi haber verin.
64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
65. Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız.
66. “Doğrusu borç altına girdik.
67. Daha doğrusu, biz yoksul kaldık” (derdiniz).
68. Ya içtiğiniz suya ne dersiniz?
69. Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
70. Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?
71. Söyleyin şimdi bana, tutuşturmakta olduğunuz ateşi,
72. Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
73. Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlerin istifadesi için yarattık.
74. Öyleyse ulu Rabbinin adını tesbih et.
75. Hayır! Yıldızların yerlerine yemin ederim ki,
76. Bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.
77. Şüphesiz bu, değerli bir Kur’an’dır,
78. Korunmuş bir kitaptır.
79. Ona ancak temizlenenler dokunabilir.
80. O, âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
81. Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
82. Allah’ın verdiği rızka karşı şükrü, onu yalanlamakla mı yerine getiriyorsunuz?
83. Hele can boğaza dayandığı zaman,
84. O vakit siz bakar durursunuz.
85. (O anda) biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz.
86. Madem ki ceza görmeyecekmişsiniz,
87. Onu (canı) geri çevirsenize, şayet iddianızda doğru iseniz!
88. Fakat (ölen kişi Allah’a) yakın olanlardan ise,
89. Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
90. Eğer o sağdakilerden ise,
91. “Ey sağdaki! Sana selam olsun!”
92. Ama yalanlayıcı sapıklardan ise,
93. İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır!
94. Ve (onun sonu) cehenneme atılmaktır.
95. Şüphesiz ki bu, kesin gerçektir.
96. Öyleyse ulu Rabbinin adını tenzih ile an.
Yorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER