Son Dakika


Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde, II. Abdülhamid’in 1909 yılında askeri bir darbeyle tahttan indirilmesinin ardından gerçekleştiği öne sürülen ve tarihe “Yıldız Yağması” olarak geçen olaylar, dönemin hukuki belgeleri ve arşiv kayıtlarına dayanılarak yeniden gündeme taşınmıştır. İddialara göre, bu olay sadece maddi bir yağma değil, devletin kendi sarayının dönemin “kahramanları” tarafından yağmalanması olarak nitelendirilmektedir.
Yağma Süreci ve Hukuki İddialar
31 Mart Vakası sonrasında Hareket Ordusu İstanbul’a gelerek Yıldız Sarayı’nı kontrol altına almıştır. Sultan II. Abdülhamid’in hal’ edilmesinin ardından, Ebubekir Hazım Bey’in başkanlığında ve Meclis-i Mebusan denetiminde saraydaki para, mücevher ve değerli eşyaların kayıt altına alınması için bir taharriyat çalışması başlatılmıştır. Hareket Ordusu içerisindeki bazı gönüllü birliklerin veya askerlerin münferit suiistimalleri yaşanmış; nitekim 1909 yılında Divân-ı Harb-i Örfi tarafından yargılanan Mülazım-i Sani Osman Efendi, iki tüfek çaldığı gerekçesiyle meslekten ihraç edilmiş ve bir sene kalebentlikle cezalandırılmıştır. Ancak, Hareket Ordusu mensuplarının bir bütün olarak eşi benzeri görülmemiş bir yağmaya karıştığı iddiası tutarlı görünmemektedir. Ayrıca, Sultan Abdülhamid’in hal’i sürecinde para ve mücevherleri Avrupa bankalarına aktarmaya çalıştığına dair o dönem basında çıkan iddialar da, Sultan’ın Selanik’teki hayatı ve dönemin muzir neşriyata açık konjonktürü göz önüne alındığında gerçek dışı kabul edilmektedir.
İttihatçılara Yönelik “Yağma” Davası ve Siyasi Hüviyeti
Mütareke döneminde İttihatçılara yönelik “yağma” iddiaları matbuatta sıkça yer almış ve bu süreç “Yıldız Yağması” davasına dönüşmüştür. İttihatçıların tüm olumsuzluklardan sorumlu tutulduğu bu dönemde yürütülen muhakemeler, sağlam delillerden ziyade siyasi bir intikam alma amacı taşıyan, siyasi hüviyetli bir dava niteliği arz etmektedir. Damat Ferit Paşa Hükümeti döneminde, Nemrut Mustafa Paşa başkanlığındaki I. Divân-ı Harb-i Örfi tarafından yürütülen bu süreç, İttihatçılara yönelik bakış açısı bilinen bir hükümetin politikalarıyla paralellik göstermektedir.
Yağmaya Karıştığı Öne Sürülen İsimler ve Eşyalar
TBMM kayıtları ve dönemin polis tahkikatına dayanan iddialara göre, Hareket Ordusu Komutanı Mahmut Şevket Paşa’nın taç, yüzük ve altın mangal gasp ettiği öne sürülmektedir. Ordu komutanlarından Hüsnü Paşa’nın bir gerdanlık aldığı, Enver Paşa, Cemal Paşa ve Damat İsmail Hakkı Bey’in çok kıymetli vazolar, mobilyalar, pırlantalar ve çeşitli mücevherler aldıkları iddia edilmektedir. Yine aynı iddialara göre, ordu komutanlarından Mustafa Kemal Paşa’nın elmas ve incili gerdanlık aldığı, Miralay Samih Bey’in ise 3 milyon lira değerinde bir taç gasp ettiği belirtilmektedir.
Arşivsel Kanıtlar ve Hukuki Akıbet
Olayın tarihsel dayanakları çeşitli arşiv belgeleri ve araştırmalarla desteklenmektedir. Yağma sırasında arşivlerin hedef alındığı, özellikle darbecilerin kendileriyle ilgili belgeleri yok etmek için saray arşivlerini yağmalayıp yaktıkları ifade edilmektedir. 17 Nisan 1919 tarihli İkdam Gazetesi, “Yıldız Sarayı’ndan Yağma Olunan Mücevherat Müfredatı” başlığıyla yağmaya karıştığı iddia edilen kişilerin listesini yayımlamıştır. Yapılan soruşturmalar, siyasi suçların affedilmesi veya zaman aşımı gerekçeleriyle 1921 yılında beraat kararlarıyla sonuçlanmıştır. Konuyla ilgili detaylı belgelere TBMM Zabıt Ceridesi’nde (Devre: 1, Cilt: 14, İçtima: 2, 1.12.1337) ulaşılabilmektedir.
Yargılamanın Akıbeti ve Beraatler
Damat Ferit Paşa Hükümeti döneminde başlayıp sonuçlanan davanın seyri, hükümet değişikliğiyle birlikte farklı bir boyut kazanmıştır. 21 Ekim 1920’de Tevfik Paşa Hükümeti’nin kurulmasının ardından, Nemrut Mustafa başkanlığındaki mahkemenin verdiği kararlar temyiz edilmiştir. Yeniden gerçekleştirilen muhakeme neticesinde ise 6 Ocak 1921 tarihi itibarıyla tüm zanlılar beraat etmişlerdir.
Tarihsel süreç içerisinde “Yıldız Yağması” olarak adlandırılan olaylar, devlet otoritesinin sarsıldığı dönemlerde kamu mallarının korunmasındaki zorlukları yansıtması bakımından dikkat çekicidir. O dönemde yürütülen siyasi nitelikli yargılamalar, yapılan temyiz başvuruları ve nihayetinde tüm sanıkların beraat etmesi, meselenin hukuki boyutunun ötesinde, mütareke döneminin karmaşık siyasi atmosferiyle doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle mesele, günümüzde hukuki bir yargılamadan ziyade, tarihçilerin arşiv belgeleri ve dönem kaynakları ışığında incelediği bir araştırma konusu olma niteliğini korumaktadır.
Kaynaklar:
TBMM Zabıt Ceridesi, Devre: 1, Cilt: 14, İçtima: 2, 1.12.1337 (1 Aralık 1921), s. 434
Yıldırım Belediyesi, “Yıldız Yağması” konulu panel kayıtları (10 Şubat 2018)
İkdam Gazetesi, 17 Nisan 1919 tarihli nüshası, “Yıldız Sarayı’ndan Yağma Olunan Mücevherat Müfredatı”
Mustafa Turan, Elli Beş Yıllar Esrarı Milletten Gizli Kalmış Olan Taşkışlada 31 Mart, Çelikcilt Matbaası, İstanbul 1964.
T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivi Belgeleri(BOA)
Bábiáli Evrak Odası Evráki (BEO.)
Yıldız Esas Evrakı Defteri (BOA., Y. EE. d.) İradeler-Askeri (I. AS.)
Hasbahçe Gazetesi / Haber Merkezi
Etiketler: 31 Mart Vakası » Arşiv Belgeleri » Damat Ferit Paşa hükümeti » Hareket Ordusu » II. Abdülhamid » İkdam Gazetesi » İttihat ve Terakki » mütareke dönemi » Nemrut Mustafa Paşa » Osmanlı sarayları » Osmanlı Tarihi » siyasi tarihimiz » tarihsel iddialar » Yıldız Sarayı » Yıldız YağmasıYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER