Son Dakika


2026 Dünya Kupasında İspanya ve Arjantin Şampiyonluk İçin Karşı Karşıya Gelecek
İngiltere’de Gençler İçin Yeni Sosyal Medya Düzenlemesi: “Gece Yarısı Kısıtlaması” Geliyor
İnsanlık Tarihinin Kara Lekesi: Srebrenitsa Soykırımı – Asla Unutmadık, Unutturmayacağız!
TVF Spor Lisesi Erkek Voleybol Takımımız Dünya Şampiyonu Oldu
NATO Zirvesi Ankara’da Sona Erdi: Gözler Yayımlanan Ortak Bildiride
Galatasaray’ın FIBA Şampiyonlar Ligi Rakipleri Belli Oldu
Hikaye bu ya; kralın çocuğu olmaz ve artık isyan edercesine ‘Bir oğlum olsun da nasıl olursa olsun’ der. Zaman içinde bir evlat sahibi olur, ne var ki prens yılandır.
Yaşı geldiğinde evlenmek ister. Saraydaki kızlardan biriyle evlenir ama ilk gece kızı sokup öldürür. Sonra başkası ve bir başkası.. Derken sarayda hiçbir kız evlenmek istemez. Halktan bir kız bulalım denilir fakat olay halka kadar yayılmıştır. Kimsesiz bir kız seçilir. Kızın endişesi yüce dağı aşmış olsa da kendini kaderine bırakmaktan başka çaresi kalmamıştır.
Düğünden önce kapısını çalan bir bilge ufak bir nasihat verip uzaklaşır. Gerdek gecesi gelin ve damat 40 kat elbise giyecek ve karşılıklı olarak teker teker çıkaracaklardır. Düğün gecesi bilgenin nasihati üzerine gelinin 40 kat elbise isteği kabul edilir. Gelin bir kat çıkarır, yılan damat bir kat… Üryan olana dek böyle devam eder ve son kat elbiseden sonra yılan prens yakışıklı bir delikanlıya dönüşür.
Bilgenin nasihatine eklediği şudur; Bir insan 40 kat zehirle doluysa ve sen ona üryansan seni zehirler. 40 kat zehrini tek tek soyunsun ki ölüm senin kaderin olmasın…
İndirilen bütün ilahi kitaplarda riyanın musibeti anlatılır ve bir hadis-i şerifte; “Müslüman elinden, dilinden ve kalbinden emin olduğun kişidir” buyurulur.
Günümüz dünyasında birçok insan Cahit Zarifoğlu’nun diliyle “Ben bu çağdan nefret ettim” dese de tam da bu çağın insanıdır. Domuz etine uzanmayan eller iş başka insanların hakkını yemeye geldiğinde komşuda pişen ölü helvası gibi afiyetle yer. Zira acı başkasının acısıdır, yıkılan başkasının gururudur, giden başkasının parasıdır.
Zehir bireyle başlar, topluma yayılır. Ve insan en çok “ama o da yapıyor” cümlesine sığınır. Ölüm ayrıdır, kabir ayrı, sual ayrı… Zaaflarımız nefsimizin yumuşak karnını okşadıkça okşar; tâ ki gözümüze bir avuç toprak atılıncaya dek.
“Kötü huy dikenli ot gibidir, vaktinde sökmezsen her yeri sarar” der Mevlânâ. Maneviyatı dikenle kaplı olanın bahçesinden gül dermeyi istemek, bütün dikenlerin size batacağını göze almak demektir. İnsanın kendi kul hakkını yemesi değildir de nedir bu? İnsan insanın cennetidir, insan insanın cehennemi. Hangi cennet, insanları dikenlerle kucaklar; hangi cehennem, insanlara zakkumun zehrini sunmaz?
Avucumuzda zakkum, içimizde dikenlerle “Ben bu çağdan nefret ettim” diyoruz, bir kez olsun üzerimizdeki 40 kat elbiseyi görmeden.
Vesselam.
Hatice Derin SİLAHLI
Etiketler: ahlaki değerler » Cahit Zarifoğlu alıntıları » edebi deneme yazıları » Günümüz insanı » Hatice Derin SİLAHLI » hikaye » hikayelerle nasihat » insan insanı cenneti » insanın iç dünyası » kişisel gelişim yazıları » kul hakkı yeme » maneviyat ve insan » nefis terbiyesi » riya nedir » sabır ve kader » toplumsal yozlaşma » zakkumun dibi hikayesiYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
19 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Eğitim, Ekonomi, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
16 Temmuz 2026 Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler
15 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Tüm Manşetler
12 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler