Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Bugün dünya siyasetinde sıkça duyduğumuz ve küresel güç odakları tarafından dillendirilen “İbrahim Anlaşmaları” tabiri, kadim bir hakikatin üzerine inşa edilmiş büyük bir cahilliğin ve istismarın ürünüdür. Bu yazının asıl derdi basit bir tarih okuması değil, İbrahim (a.s.) üzerinden yürütülen bugünkü dünya politikasına ve bu politikayı dayatan zihniyete net bir itirazdır. İbrahim (a.s.), hiçbir siyasi platformun, hiçbir ırkçı ideolojinin ya da küresel güç odağının “asker arkadaşı” değildir. O, Allah’ın Halil’idir; O, Tevhid’in babasıdır.
1. “İbrahim Anlaşmaları” Yalanına ve Siyasi İstismara İtiraz
ABD başkanı başta olmak üzere küresel aktörler sürece “İbrahim Anlaşmaları” adını vererek büyük bir yanılgı üretmektedirler. Bu yaklaşım, tarihi ve ilahi hakikati tersyüz eden cahilce bir tutumdur. Hz. İbrahim, Mezopotamya’da zuhur etmiş ve kan itibarıyla Sümer Türkü’dür. Onun bugünkü Yahudi ırkı ile hiçbir bağı yoktur.
Hal böyleyken, O’nu kendi siyasi anlaşmalarına ve dar çıkarlarına alet edemezsiniz. Çünkü O sizin ırkınızdan değil; O Hanif’tir, O Müslüman’dır, O Türkistan’ın tohumudur. Bu bağlamda hazırlanan bu belge, sıradan bir tarih yazısı değil, hakikati savunan güçlü bir reddiyedir.
2. “Neslin Başlangıcı” Tezi ve Türklerin Kadim İman Zinciri
Hz. İbrahim sadece bir peygamber değil, aynı zamanda devretmiş bir neslin başlangıcıdır. Bu hakikat bilimsel ve tarihi kaynaklarla sabittir:
* İbnüttayyar Semahaddin Cem, O’nun Sümer Türkü olduğunu ortaya koymaktadır.
* Nahle Kalafat, Oğuz Kağan’ın İbrahim (a.s.) devrinde yaşadığını belirtmektedir.
* Z.V. Togan, kullanılan isimlerin İbranice değil, öz Türkçe isimler olduğunu ispatlamaktadır.
Bu verilerin sonucu çok nettir: Oğuz Han Müslüman oldu; sonrasında bütün Oğuz boyları bu yoldan yürüdü. İbrahim (a.s.)’ın altı oğlu Türkistan’a tebliğ için gitti. Yani bugün “İbrahim Anlaşmaları” adı altında size dayatılan şey, aslında atalarınızın kadim diniydi zaten. Sizin öz değerlerinizi sizden çalıp size başka bir kılıfla satmaya çalışıyorlar. Biz Türkler İslam’a sonradan yabancı bir dille dönmedik; atalarımızın İbrahim (a.s.)’dan aldığı o saf Hanif inancına ve fıtrata rücu ettik.
3. Ayetlerle Mühürlenen Hakikat: “İbrahim’in Dini” Saf Tevhid’dir
Bu itirazı daha da keskinleştiren ve ilahi iradeyi ortaya koyan temel referanslar Kur’an-ı Kerim’in mühür ayetleridir. İnsanlar “Yahudi veya Hristiyan olun ki hidayete eresiniz” dediklerinde, ilahi cevap nettir:
* Bakara Suresi, 135: “Yahudi veya Hristiyan olun ki hidayete eresiniz dediler. De ki: Hayır, biz Hanif olan İbrahim’in dinine uyarız. O müşriklerden değildi.”
* Âl-i İmrân Suresi, 67: “İbrahim ne Yahudi idi ne de Hristiyan. Fakat o, Hanif bir Müslüman idi. O müşriklerden de değildi.”
* En’âm Suresi, 161: “De ki: Rabbim beni dosdoğru bir yola, hakka yönelen İbrahim’in dinine iletti. O, müşriklerden değildi.”
Bu ayetler açıkça gösteriyor ki “İbrahim’in dini”, saf Tevhid inancının ta kendisidir. Hanif olmak fıtrata dönmek demektir; müşrik olmamak ise araya hiçbir put, ırk, kavim ya da beşeri anlaşma koymamaktır. ABD’nin ve küresel elitlerin “İbrahim Anlaşmaları” diyerek ırkçılığı ve kavimciliği dayattığı nokta ile Allah’ın bildirdiği saf Hanif Tevhid taban tabana zıttır.
4. Sünnetullah Uyarısı ve Elitlere Çağrı
Yazının arkasındaki en büyük ikazlardan biri de ilahi kanunlar yani sünnetullah üzerinedir. “Allah bir sünnetullah olarak biliyor ve ona göre hazırlanıyorlar” gerçeği karşısında duran akıl şudur: “Küçük adamlar kişileri, orta ölçekliler olayları, büyük adamlar geleceği konuşur.”
Bugün geleceği konuştuğunu iddia edenlerin düştüğü en büyük hata, İbrahim (a.s).’ı tanımadan hareket etmeleridir. İbrahim’i tanımak istiyorsanız Hanifliğe, adalete döneceksiniz ve “Allah adildir” hakikatini teslim edeceksiniz. O’nun dinini dünya menfaatlerine alet etmenin cezası sünnetullah gereği ağırdır.
Bu yazıyı kaleme alırken uzun uzun düşündüm ve okuyan tüm elitlere açıkça uyarıda bulunuyorum: Bunu yapmayın. İbrahim (a.s). sıradan biri değil ki sanki sizin asker arkadaşınızmış gibi masalara meze edesiniz. O’nu siyasi bir markadan, ucuz pazarlıkların objesinden kurtarıp yeniden Tevhid’in babası olarak hak ettiği yere koymak zorundayız.
Bunun aksi bir tutum, doğrudan Allah’ın gazabına uğramak demektir. Allah adildir, çalışana ve hakikati savunanlara hakkını verir; ancak O’nun nebisini ve dinini ucuz siyasetine kurban edenleri de rahmetinden mahrum bırakır.
Kozmik Devresellik Dosyası’nın bu ikinci belgesi, tarihin, ilmin ve ilahi kelamın şahitliğinde hakikatin kılıcı olarak kayda geçirilmiştir.
Necati YÜZÜAK
Etiketler: Ali İmran 67 » Bakara 135 » Hakikat reddiyesi » Hanif Tevhid » İbrahim a.s » İbrahim Anlaşmaları » Kozmik Devresellik » küresel siyaset » Necati Yüzüak » Necati Yüzüak köşe yazıları » Oğuz Han » Sümer Türkü » Sünnetullah » Tarihi adalet » Tevhid inancı » Türkistan tohumuYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler