Son Dakika


Yazının Gizli Tarihi: ANU’dan Kenger’e, Aran’dan Göktürk’e Dünyayı Saran Medeniyet
Beşiktaş ve Trabzonspor’un Avrupa’daki Rakipleri Belli Oldu
Macaristan’da Kâbus Akşamı: Trabzonspor Ferencvaros’a Farklı Boyun Eğdi
Kartal Kaybetse de Turladı: Beşiktaş UEFA Avrupa Ligi’nde Lig Aşamasına Yükseldi
Fenerbahçe ve Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi’ndeki rakipleri belli oldu!
Fenerbahçe 18 Yıl Sonra Şampiyonlar Ligi’nde!
Türkçenin resmi dil olarak kabulü, 13 Mayıs 1277 yılında Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından ilan edilmiş ve bugün “Dil Bayramı” olarak kabul edilmiştir. Bugünün hatırasına, değerli bir alimin hayatından kısa kesitler sunarak aziz hatırasını yad edeceğim.
Reşit Rahmeti Arat, 15 Mayıs 1900’de Rusya Kazan’daki Eski Üçüm’de doğmuştur. Arat, 1906-1910 yılları arasında Eski Üçüm’de ilk tahsilini yapmış; 1910-1913 yıllarında Kızılyar şehrinde rüştiyeyi ikmal etmiş, daha sonra orta ticaret mektebi ve lisede okumuştur. 1918’de Rus İhtilali sonrası askere alınmış ve askeri mektepte eğitim görmüştür. Ardından cepheye sürülmüş ve yaralanmıştır. 1920’de Mançurya’nın Harbin şehrine binbir zorlukla getirilmiş; yaralarının tedavisi sonrası 1921’de lise tahsilini tamamlayarak mezun olmuştur.
1922’de Almanya’nın Berlin şehrine yüksek tahsil için gelmiş ve Felsefe Fakültesi’ne kayıt olmuştur. Burada Türkoloji, edebiyat tarihi, felsefe ve psikoloji dersleri ile seminerlerine devam etmiştir. Almanya’da iken farklı STK ve düşünce kuruluşlarında aktif olarak çalışmış, dergi çıkarmıştır. Yazdığı makalelerle büyük ses getirmiştir. 1927’de mukayeseli Türk dili araştırması çalışması ile doktora diploması almıştır. 1931’de Şark Dilleri Mektebi’nde Kuzey Türklerinin dili, edebiyatı ve tarihi doçenti olmuştur.
Arat, 1933 yılında Maarif Vekâleti tarafından Türkiye’ye davet edilmiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Kürsüsü’nde profesör olarak işe başlatılmıştır. Daha sonra Fuat Köprülü’nün mebus olmasıyla üniversitenin Türkiyat Enstitüsü Müdürü olarak görevine devam etmiştir. 1950 yılına kadar bu görevde kalmıştır. 1949, 1950, 1951 ve 1952 yıllarında Londra’da Türkoloji konusunda dersler vermiştir. 1958 yılında Ordinaryüs Profesör olmuştur.
1942 yılında ise Türk Tarih Kurumu üyeliğine seçilmiştir. Aynı zamanda Milletlerarası Şark Tetkikleri Cemiyeti’nin sekreteri ve bu cemiyetin yayın organı olan Oriens’in tahrir üyesiydi. Arat, İslam Ansiklopedisi’nin ortaya çıkması ve yazımı noktasında en büyük katkıyı veren ilim adamıdır.
Türkiye Türkolojisinin kurulmasında ve kökleşmesinde Arat Hoca’nın çok büyük bir katkısı vardır. W. Bang’in kurduğu mukayeseli Türk dili araştırmalarını Türkiye’ye getiren, yerleştiren ve geliştiren Rahmeti Arat olmuştur. Çok talebe yetiştirmiştir. Türkoloji sahasında çok kuvvetli bir formasyonu vardı. Türkçenin birçok şivesini tanır, konuşacak şekilde bilirdi. Almanca ve Rusçayı çok iyi bilirdi; daha sonra İngilizce de öğrenmiştir.
Türkçeyi; tarihi gelişmesi ve yaygın şiveleri ile dünyada en iyi bilen alimdi. Eski Türkçenin ve Uygurcanın en büyük mütehassısı; Uygur yazısını yeryüzünde en iyi okuyan ve yazan Türkolog idi. Türklük bilgisi onun için mübarek bir ilim sahası hükmündeydi. Tüm dünyada Türklüğü ve Türk kültürünü savunmuş, yüksek takdir görmüştür. Sakin ama çok çalışkan biriydi.
Avrupa ilminin Hristiyanlık ve Türk düşmanlığı kokan tarafları ile herkesten iyi mücadele ederdi. İslam Ansiklopedisi’ni böyle bir süzgeçten geçiren, onu Türk düşüncesine uyduran ve ona bir “Türk Ansiklopedisi” ruhu veren Rahmeti Arat’tır. İslam Ansiklopedisi varlığını büyük ölçüde ona borçludur. Türkiye’de ilmi matbaacılık ve transkripsiyon sistemlerinin kurulmasında büyük hizmetleri vardır.
Türkçeye karşı büyülü bir sevgisi, Türkçe kelimelere karşı da büyük bir saygısı vardı. Dünyanın tüm ülkelerinden davet almasına rağmen o sadece Türkiye’de yaşamayı severdi. Japonya-Amerika-Finlandiya üçgeni içinde görmediği ve bulunmadığı ülke yok gibiydi. Buralarda Türkiye ve Türk kültürünü anlatan konferanslar verirdi.
Emsalsiz bir yol arkadaşlığı vardı, son derece uysaldı. Denizi ve yürüyüşü çok severdi. İtikadı çok kuvvetliydi. Çok iyi keman çalardı; aynı zamanda marangozluk sanatını da öğrenmişti. Eşi Rabia İbrahim ile Uzak Doğu’da tanışmışlar, Berlin’de üniversite arkadaşlığı yapmışlar ve 1927’de Almanya’da evlenmişlerdir. Süyüm ve Aysu isminde iki kızı olmuştur.
Sibirya sürgünü yolculuğunda muhtemelen bir tifüs geçirmişti; ondan sonra ciddi bir rahatsızlık yaşamamıştır. 29 Kasım 1964 yılında, bir pazar günü Hakk’ın rahmetine kavuştu. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
Böylesi büyük bir Türk dili ve kültürü hocasının tarafımdan geç bilinmesinin mahcubiyeti içinde, bugünü onun aziz hatırasına ithaf ediyorum. Aziz ruhu önünde saygıyla eğiliyorum.
Necati YÜZÜAK
Etiketler: 13 Mayıs » Eski Türkçe » İslam Ansiklopedisi » Karamanoğlu Mehmet Bey » Mukayeseli Türk Dili » Necati Yüzüak » Ordinaryüs Profesör » Reşit Rahmeti Arat » Türk Dil Bayramı » Türk Dili ve Edebiyatı » Türk Kültürü » Türk Tarih Kurumu » Türkiyat Enstitüsü » Türkoloji » UygurcaYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
04 Eylül 2026 Dünya, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Din ve Yaşam, Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Siyaset, Tüm Manşetler
02 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tarih, Tüm Manşetler
01 Eylül 2026 Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Spor, Tüm Manşetler