Son Dakika


İnsanın hizmetine âmâde edilen, hâdis cüzlerden müteşekkil yerküreye boyun eğmesi; aldanış çamurları ile kaplı bu eteklere sarılması, ne acıdır ki yaratılış gayemizi kirletmektedir. İnsan; kendisini hakikatten koparan, dışarıdan gerçek gibi gösteren, kalbini efsunla yıkayan o gassala, yani dünyaya aldanmasın. Bu aldanma; yalancı vehimlerle gözleri kör, hakikate karşı kulakları sağır bırakmanın adıdır.
Nitekim hastalıkların temeline inildiğinde, en büyük salgının bu boş, faydasız “meta” aldatması olduğunu ahiret çerçevesinde müşahede ediyoruz. Bunun en güzel örneği, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) insanın yüzüne vurulan bir tokat gibi verdiği müthiş tespitte de saklıdır: “Allah’a yemin ederim ki dünya ahiretin yanında, sizden birinizin parmağını denize daldırmasına benzer. O kişi parmağını denizden çıkardığında parmağında ne kadar su kaldığına bir baksın”
İnsan, o geçici dünya hükmündeki parmak ıslaklığını ahiret okyanusu ile kıyas ettiğinde, o deryanın büyük azametinden hiçbir şey eksilmez. Bilakis bu misal; ahiret hayatına karşılık dünyayı satın almanın ne büyük bir hüsran olduğunu, dünyanın ne kadar zayıf, düşük ve bir o kadar da önemsiz olduğunu hatırlatır. Hz. Ali bu hakikati ne güzel özetler: “Dünya arkasını dönmüş gidiyor, ahiret ise yüzünü dönmüş geliyor”
Çünkü deniz suyu içilerek insan suya kanmaz; tuzlu deryaya dalmak susuzluğunu gideremez. İnsan içtikçe yanar, yandıkça içer; dünyevi hırs, arzu ve istekler de tam olarak böyledir. Dünyevi dalışlar yapmak, bu uğurda kendimizi yaka paça parçalamak, musibet olarak zaten bize yeter. İnsanoğlu nasibinden başkasını yiyemez. Kadim geleneğimiz bu hususta son noktayı koymuştur:
“Dünya bir deniz, insanlar ise yolcular gibidir. Denizden sadece ihtiyacın kadar su alırsan seni taşır; denizi geminin içine doldurursan seni boğar”
Bu boğulma tehlikesine karşı; tehlikeyi dua, himmet ve gayret ile önceden sezmemiz, kalbimizi köhne dünyadan yüz çevirme ipiyle sarıp korumamız gerekir. Kibir, ihtiraslar, makam sevdası, enaniyet ve şan şöhretin verdiği bu girdabı; seccadeden akan gözyaşıyla, huzur, dinginlik ve sükûnet ile dizginleyebiliriz. Çok toprak üstünde kalmayacağız…
“Dünya ile benim ne alâkam var” deme ey gafil! Kendini bu handa bir garip gör ki endişen azalsın!
Harun TAŞKIRAN
Etiketler: ahiret bilinci » ahiret hazırlığı » Dünya hayatı » dünya hırsı » dünya ve ahiret dengesi » efsunlu dünya » geçici dünya » hakikat arayışı » hikmetli hayat » İslam Ahlakı » manevi huzur » manevi tefekkür » nefis terbiyesi » nefis ve dünya » yaratılış gayesiYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER