Son Dakika


Aksa İlim ve Davet Merkezi (AKMER) Başkanı Hamza Er, “Din ve Dinin Hayatla İlişkisi ” başlıklı konferansında, İslam’ın özündeki “diriltici” ruhun modern dünyada nasıl bir “uyuşturucuya” dönüştürüldüğünü sarsıcı bir analizle ele aldı. Er, dindarlık adı altında sunulan pasiflik, şekilcilik ve sömürü düzenine karşı sert eleştirilerde bulundu.
Dindarlığın Üç Yanıltıcı Maskesi ve “Dini Darlık”
Hamza Er, toplumda İslam’ın üç farklı şekilde algılandığını belirterek, asıl “Hak Din” ile aradaki uçurumu şu başlıklarla ortaya koydu:
Algılanan Din (Ruhsuz Şekilcilik): Hayatın dışına itilmiş, sadece ritüellere ve sembollere indirgenmiş dindarlık anlayışı.
Kullanılan Din (Otorite Aparatı): Egemenlerin ve güç sahiplerinin kitleleri kontrol etmek için kullandığı “araçsallaştırılmış” din.
İkna Olunan Din (Konfor Dindarlığı): Kişinin hayat düzenini bozmayan, haksızlığa ses çıkarmayan “zararsız” model.
Er, bu sığ anlayışı “dini darlık” olarak nitelendirerek, dinin sadece İslam değil, her türlü yaşam biçimi (batıl, şirk, ideolojik) olabileceğini, bu yüzden “Hangi dinin mensubuyuz?” sorusunun hayati olduğunu belirtti.
“Oturanlarla Mücadele Edenler Bir Değildir”
Nisa Suresi 95. ayete atıfta bulunan Er, “Özür sahibi olmaksızın evinde oturanlarla, canıyla malıyla gayret edenlerin bir olmayacağını” vurguladı. Sorumluluktan muaf olmak için ancak “uykuda, çocuk yaşta veya zihinsel engelli” olmak gerektiğini hatırlatarak; sağlıklı bir bireyin “inziva” veya “sürekli tatil” adı altında pasif kalmasını sertçe eleştirdi. “İki günü bir olan ziyandadır” hadisi üzerinden Müslümanın hayatında durağanlığın (atalet) yerinin olmadığını ifade etti.
Tarihsel Model: Sahabe ve Kesintisiz Gayret
Er, İslam tarihinin bir “emeklilik” tarihi olmadığını belirterek çarpıcı örnekler verdi:
Hz. Hamza ve Hz. Ebubekir: Bu isimlerin hayatlarının son anına kadar süren fedakarlıklarını, dinin nasıl bir uyanış ve direniş motoru olduğunun kanıtı olarak sundu.
Hicret ve Bedel: Sahabenin Habeşistan ve Medine hicretlerini, sadece bir yer değiştirme değil, konforu terk edip “bedel ödeme” gayreti olarak tanımladı.
Peygamber Modeli: Hz. Muhammed’in (sav) 62 yaşına kadar süren aktif tebliğ hayatını ve mescide girdiğinde namaz kılanlar yerine “ilim halkasını” seçmesini, sorumluluk almanın ibadetten öncelikli bir duruş olduğunu ifade etti.
Ekonomik Enkazlar ve Din İstismarı
Dinin bir “afyon” gibi kullanılarak kitlelerin nasıl sömürüldüğüne dair gurbetçi holding faciaları ve cemaat yapıları üzerinden örnekler veren Er, şu uyarıyı yaptı:
“Avrupa’daki gurbetçilerimizin birikimlerinden, ‘hizmet’ adı altında insanların iradelerini teslim alan yapılara kadar; dinin bir kazanç kapısı haline getirildiğine şahit olduk. Bu enkazlar, dinin ‘kullanılan’ yüzünün en acı faturasıdır.”
Gayret ve Sadakat Kıyaslaması: Fuat Sezgin ve Sanatçılar
Müslümanların “ataletini” eleştirirken çarpıcı kıyaslamalar yapan Er, şu iki örneği öne çıkardı:
Fuat Sezgin: Günde 17 saat çalışan, yemek yemeyi bile vakit kaybı gören bilim insanının azmi.
İdeolojik Sadakat: 90 yaşında “sahnede ölmek istiyorum” diyen sanatçıların batıl davalarına gösterdiği sadakati, Müslümanların kendi hakikatlerine göstermesi gerektiği vurgusu.
Mücadele “Şehrin Kalbinde” Olur: Racul Örneği
Yasin Suresi’ndeki Racul (koşarak gelen adam) örneğiyle mücadelenin dağlarda değil, şehrin merkezinde ve meydanlarda verilmesi gerektiğini belirtti. Er, İslam’da keşiş gibi dünyadan kaçmanın (inziva) yeri olmadığını; Hira ve İtikafın sadece “daha güçlü dönmek için” yapılan geçici duraklar olduğunu ekledi.
Güncel Direniş Hatları
Konuşmasında Filistin direnişi, tekerlekli sandalyesinde şehit edilen Ahmet Yasin, zindanlarda yazmaya devam eden Aliya İzzetbegoviç ve Hasan el-Benna’nın “Yarınlar yorgun olanların değil, rahatından vazgeçenlerindir” sözünü hatırlatan Er; İslam’ın en zor şartlarda bile insanı dirilttiğini söyledi.
“Allah’ın Aradığı Adam Olmak”
Konuşmasını vurucu bir çağrıyla noktalayan Hamza Er, Müslümanları bir iman muhasebesine davet etti:
“Mesele sadece Allah’ı arayan insan olmak değil, Allah’ın yeryüzünde aradığı o ‘adam’ olabilmektir. Hak din insanı özgürleştirir ve ayağa kaldırır. Eğer inandığınız değerler sizi uyandırıp harekete geçirmiyorsa, hangi dinin müntesibi olduğunuzu sorgulamanız gerekir.”
Hasbahçe Gazetesi / Haber Merkezi
Etiketler: akmer » Din ve Hayat Konferansı » Dindarlık ve Pasiflik » Dinde Şekilcilik Eleştirisi » Dini İstismar ve Sömürü » Diriltici Ruh » Düşünce ve Analiz » Güncel Dini Haberler » Hamza Er » Hamza Er Haberleri » Hamza Er Konuşması » İslam ve Modernizm » İslam’ın Özü » Modern Dünyada Müslümanlık » Sosyolojik Din AnaliziYorum yapabilmek için Giriş yapın.
BENZER HABERLER