logo

reklam

İNSANIN KİMLİĞİ ve COĞRAFYASI

İNSANIN KİMLİĞİ ve COĞRAFYASI

İnsan ne muhteşem varlıktır, her şey onun içindir, ancak insan kim ve ne için yaşamaktadır? Bu sorunun cevabı, insanın kimliğini, coğrafyasını, hayatın kalite ve manasını belirler.

“İnsanın varlık sebebiyle buluşması,
verimli ve huzurlu bir hayat için gereklidir.”

Kişinin kabiliyet ve kapasitesini en üst seviyede kullanıp fani hayatta bıraktığı izler önemlidir. Bu izler fani hayatı, ebedi hayata da sermaye olacak bir yaşayışa vesile olabilmektedir.

24 Ocak 2019’da Yavuz Bülent Bakiler gibi bir değerimizi ebediyete uğurladık. Bu ismi duyunca kim, neler hatırlıyor ve düşünüyor… Türkçe öksüz kaldı. Onun kelime telaffuzları ve manaya dönük anlatımları kulaklarımızda çınlayacaktır.

İnsanın ben algısı; bilgi, kavrayış, iman, değer, öz bilinç ile şekillenir. Bildiğimiz kadar algılar, kendimiz, hayatımız, ilişkilerimiz, çevremize göre mana ve değer kazanırız. İnsanın coğrafyası ve sermayesi, yaşanılan evrendeki algı ve ufkundaki insanlar ile oluşur. Mutlak manadaki insan sermayesi ile kişinin kendi dostları manasındaki insan sermayesi farklıdır. Dünya da, mutlak manadaki insan sermayesinin, verimli ve doğru değerlendirilmesiyle daha yaşanılabilir bir yer olacaktır.

Mutlak insan sermayesi dünyadaki kapitale, kişinin şahsi insan sermayesi ise cüzdanındaki veya hesaplarındaki paraya karşılık gelir. İnsanın başına her şey gelebilir. Zengin iken iflas edip fakir ve muhtaç olabilir, sağlıklı iken hastalığa maruz kalabilir. Önemli olan hüsnü hal ve istikamettir.

“İnsanın mekân algısı,
yaşadığı veya bulunduğu yerle bütünleşmesi noktasında önemlidir”

Sözgelimi bu yazıyı 1995-2009 yılları arasında yaşadığım Elazığ’da misafir kaldığın eskimez komşumuzun evinde, sabah namazı sonrası yazıyorum. Etrafımda Harput’u Hazar Baba Dağını, Hazar Gölünü, Elazığ şehrini, çevre yolunu, Keban Barajını, onun elektrik üreten tribünlerini, hemen diğer taraftaki Çırçır Şelalesini balık tesislerini algılıyor ve hatıraların depreştiğini hissediyorum.

Biraz daha açılınca, Bingöl, Malatya, Sivas, doğuya doğru gidince Muş, Van, Hakkâri hatta İran’ı, güneye doğru inince Diyarbakır, Cizre, Irak Erbil’i hissediyorum zira buralara dair eski ziyaretlerimden, coğrafya, mekân ve insan bilgilerim taze, algı ve hatıralarım var.

İnsanî/beşerî sermaye; dostlar, tanıdıklar bir mekâna farklı boyut katan değerlerdir. Bir çırpıda hatırınızdan geçen, eski valiler, belediye başkanları özel tanıdık, dost ve şehrin ileri gelenleri… En önemlisi her an arayıp bir şeyler yapabileceğinizi hissettiğiniz dostlarınız. Hukukunuz olan insanlar, düğünü, cenazesi, sağlığı, hayatı ve mematı… Vefa dediğimiz öz değerimiz…

Coğrafya kelimesi ve dersi de sosyal gibi kelime manası ve kapsamını yeterince bilmediğimiz kavramlardan…

Yönler ve istikamet önemli…
Bulunduğunuz yerde yönünüzü kaybederseniz yabancılaşırsınız,
siteminiz bozulur ve nereye, nasıl gideceğinizi bilemezsiniz.

Bütün parça ilişkisi, fert ve toplumların hayatının en önemli unsurlarındandır.

İnsana mana ve değer kazandıran ruh/candır. Kişi vefat edince önce falan ölmüş denir, daha sonra cenaze yıkandı mı, defnedildi mi diye konuşulmaya başlanır. Ölümsüz ve asıl kalıcı olan ruhtur. İnsan, ruhuyla değer ve mana kazanır. Bilginin algılanıp, depolanıp işlendiği beyin de, ben algısına ve ruha bağlı olarak çalışır.

Ebedi hayat da; insanın tutum, davranış, harekât, sekenât, iman, ibadet ve hayat tarzı ile kazanılır veya kaybedilir. Hayatı manalı yaşayıp, varlık sebebimizle buluşabilmek gerekiyor. Sevdiğimiz işi yapıp eser verebileceğimiz alanda meşguliyet sahibi olmak, verimlilik ve huzur açısından önemlidir. İnsanın kimliği ve coğrafyası da buna göre belirir.

Dr. Hüseyin Emin SERT

Etiketler: » »
Share
1269 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.

hasbahcegazetesi.com page title ... ... ... ... ... ...