Son Dakika


Filenin Sultanları Tarih Yazdı: Milletler Ligi’nde ŞAMPİYON TÜRKİYE
Yeni Nesil Savaş Stratejisi
Filenin Sultanları Adını Finale Yazdırdı: Çin’i Set Vermeden Geçen Türkiye, Brezilya’nın Rakibi Oldu!
Batı Şeria’da Meşru Direniş: İşgalci Baskınına Karşı Halk Onurunu Savundu
Siyah-Beyazlılar Avrupa’ya Avantajla Başladı: Beşiktaş 1-0 Midtjylland
Başakşehir Rövanş İçin Umutlu: Inter Turku Engeli İstanbul’da Aşılamadı
Eğitim camiasının kadim bir doğrusu vardır: “Bir okul, müdürü kadardır.” Ancak, Millî Eğitim Bakanlığı’nın son yönetici atama yönetmeliği, bu vizyoner liderliği “puan avcılığına” mahkûm ederken, beraberinde izahı imkânsız çelişkileri de getiriyor. Mevcut yapı; akademik derinliği kıdeme boğduran, sahayı kâğıda hapseden ve en önemlisi “hak” kavramını branşlara göre dağıtıp emeğe gelince esirgeyen bir çıkmaza dönüşmüş durumda.
Doktora mı, Takvim Yaprağı mı?
Yöneticilik, ne sadece bir sınav puanı ne de koltukta geçen yıllardır. Yönetici Değerlendirme Formu’ndaki paradoks, açıkça bu yanılsamayı besliyor. Yıllar süren emeğin, uykusuz gecelerin meyvesi olan bir “doktora” derecesi, maalesef sıradan bir yıllık yöneticilik kıdemi kadar puan etmiyor! Bilginin, makam süresi karşısında bu denli ezilmesi, eğitim sistemimizin entelektüel birikimine vurulmuş bir darbedir.
Branş Önceliğinde “Tek Taraflı” Tercih Hakkı Ne Kadar Adil?
Yönetmelikteki tutarsızlıklardan biri de okul türlerine göre tanınan geçiş haklarında kendini göstermektedir. Anaokullarına sınıf öğretmenlerine atanma hakkı tanınırken, ilkokullara okul öncesi öğretmenlerinin atanma hakkı verilmemesi hangi pedagojik veya idari mantıkla açıklanabilir?
Eğer bir hiyerarşi veya uzmanlık alanı gözetiliyor ise, bu kapı neden sadece tek taraflı açılmaktadır?
Adalet, karşılıklılık esasına dayanmadığı sürece, sadece bir imtiyazdan ibaret kalır.
“Kısmi Öncelik” mi, “Koşulsuz Bariyer” mi?
Mesleki ve Teknik Anadolu liselerine alan öğretmenlerinin, İmam Hatip Ortaokulu ve liselerine DKAB veya İHL Meslek Dersleri öğretmenlerinin müdür olarak atanmasında “kısmi öncelik” tanınması anlaşılabilir bir durumdur. Kurumun ruhunu ve teknik yapısını bilmek bir avantajdır. Ancak bu öncelik, “koşulsuz” bir kurala dönüştüğünde, liyakatiyle parlayan, vizyonuyla kurumu şahlandıracak ve bunu tecrübesiyle kanıtlamış diğer adayların önü, daha yolun başında kesilmektedir.
Asıl soru şudur:
Eğer bir branşa, sırf uzmanlık alanından dolayı “koşulsuz öncelik” tanınabiliyorsa; ilk dört yılını başarıyla tamamlamış, kurum kültürü oluşturmuş ve bir dört yıl daha aynı kurumda hizmet etmek isteyen başarılı yöneticiye bu “tercih önceliği” neden verilemiyor?
Dezavantajlı Bölgeler ve Sahadaki Gerçekler
Sistem, imkânları geniş bir okulda puan toplayan yöneticiyi ödüllendirirken; dezavantajlı bölgede öğrencisini sokaktan kurtarmak için çırpınan “saha kahramanını” görmezden geliyor. Dezavantajlı bölgelerde yöneticilik yapmak bir pozitif ayrımcılık nedeni sayılmadığı sürece, bu yarışın adı liyakat değil, “imkânlıların yarışı” olacaktır.
Sonuç: Tutarlı Olmak Zorundayız
Bir yanda branş temelli atama öncelikleriyle kapılar açarken, diğer yanda okulu tanıyan, projelerini yarıda bırakmak istemeyen başarılı yöneticiyi “tercih önceliği” labirentinde kaderine terk etmek kurumsal sürekliliğe zarar vermektedir.
Eğitimde liyakat terazisi; branşın adına, koltuğun süresine veya okulun konumuna göre değil; emeğin niteliğine, akademik birikime ve sahadaki başarıya göre kurulmalıdır.
İdris ŞEKERCİ
Etiketler: Akademik Birikimin Değeri » Branş Önceliği Sorunu » Dezavantajlı Bölgelerde Yöneticilik » Doktora ve Kıdem Çelişkisi » Eğitim Yönetimi Eleştirisi » Eğitimde Fırsat Eşitliği » Eğitimde Hak Kayıpları » Eğitimde Kariyer Basamakları » Eğitimde Kurumsal Süreklilik » Eğitimde Pozitif Ayrımcılık » İDRİS ŞEKERCİ » Liyakat Terazi Sistemi » Liyakat ve Adalet » MEB Yönetici Atama » MEB Yönetmelik Analizi » Okul Liderliği ve Vizyon » Okul Müdürü Atamaları » Okul Öncesi ve Sınıf Öğretmenliği Geçişi » Okul Yöneticiliği Puan Avcılığı » Saha Kahramanı Eğitimciler » Yönetici Değerlendirme FormuYorum yapabilmek için Giriş yapın.
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Din ve Yaşam, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Sivil Toplum, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Bilim ve Teknoloji, Dünya, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Siyaset, Teknoloji, Tüm Manşetler
26 Temmuz 2026 Eğitim, Genel, Gündem, Köşe Yazıları, Kültür Sanat, Tüm Manşetler